İlaç İsrafının Önlenmesi Projesi

  • blog-image 1

Türkiye’de yıllık ilaç harcaması yaklaşık 16 milyar TL’yi bulmaktadır. Bu rakam sağğa ayrılan payın %40’ını oluşturmaktadır. Ülkemizde ilaçların yaklaşık  %37 si çöpe atılıyor yani israf ediliyor. İlaç bedellerinin %90’ı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödenmektedir. İsraf edilen ilaçların parası devletin kasasından yani milletin cebinden çıkmaktadır.

Yapılan araştırmalarda her 100 evden 80’inde bir ya da birden fazla ilaç olduğu saptanmıştır. Bunların büyük çoğunluğunu; antibiyotikler, ağrı kesiciler, ateşşürücüler, romatizma ilaçları, mide ilaçları, sindirim sistemi ilaçları ve vitaminler oluşturmaktadır. Evlerimizde lüzumsuz bulunan bu ilaçların maliyetinin 8 milyon dolardan fazla olduğu tahmin edilmektedir. Bir çok kişi “evde bulunsun, lazım olabilir” diye reçetede boş bir yer kalmışsa mutlaka oraya bir ağrı kesici, antibiyotik, vitamin, öksürük şurubu ya da krem ekletmektedir. İlaç ve doktora ulaşımın bu kadar kolay olduğu çağımızda böyle bir gereklilik söz konusu değildir.

Tıpta “hastalık yoktur, hasta vardır” ilkesi gereğince bir hastaya iyi gelen ilaç başkasına iyi gelmeyebilir. Hastalandığınızda mutlaka doktora giderek ve muayene olarak ilaç almalısınız. Muayene için başvuran insanların ABD’ de % 35’ ine reçete yazılırken, bizde % 85’ ine ilaç veriliyor. Tüm ilaç tüketiminin % 46’ sının da birinci basamak aile hekimlerince yazıldığı saptanmıştır.

Akılcı ilaç kullanımı: Kişilerin bireysel bulguları ve kişisel özelliklerine uygun olan ilacın, uygun sürede ve uygun dozda kullanımını sağlamaktır. Akılcı ilaç kullanımı, ilaç israfının önlenmesi, polifarmasinin  (çok ilaç yazımı) çözüm yolları olarak aşağıdaki önerilerin uygulanmasının çözüme katkıda bulunacağına inanıyorum.

1)Giderek artan antibiyotik kullanımı, antibiyotik direnci vb. ciddi sağlık sorunlarına neden olmaktadır. Antibiyotik kullanımı konusu da ciddiyetle ele alınmalıdır. Uygun antibiyotik kullanımı konusunda öncelikle aile hekimleri olmak üzere tüm hekimler yıllık eğitimlere tabi tutulmalıdır.

 

2)Tüm hekimlere akılcı ilaç kullanımı konusunda, Türkiye’deki ilaç israfının boyutları ve ilaç harcamalarının bütçedeki ve sağlık harcamalarındaki payı konusunda düzenli aralıklarla bilgilendirmeler yapılmalıdır.

3)Halkı ilaç kullanımı konusunda görsel ve yazılı basın aracılığıyla bilgilendirmeli ve bu konuda toplumsal bilincin oluşmasını sağlamalıyız. Unutmayalım ki; “Yan etkisi olmayan ilaç yoktur.” ya da “ Yan etkisi olmayan ilaç etkisiz ilaçtır.”

4)Polifarmasi (çok ilaç yazımı) konusunda hekimler bilgilendirilmelidir. İlaç tanıtımı sadece ilaç tanıtımcılarına bırakılmamalı, bu konuda Sağlık Bakanlığı ve Türk Tabipler Birliği ile ortak hazırlanan program çerçevesinde yeni çıkan ilaçlarla ilgili olarak hekimler inernet- mektup yoluyla eğitilmelidir.

5)Akılcı ilaç kullanımı ilköğretim, lise ve üniversitelerde ders olarak anlatılmalıdır. Bu konuda MEB ile görüşülerek yaş ve sınıfa uygun ders müfredatı hazırlanmalıdır. Tıp, eczacılık, hemşirelik meslek yüksekokullarında akılcı ilaç kullanımı dersleri konulmalıdır.

6)Hastanelerde (kamu, özel, üniversite hastaneleri dahil) akılcı ilaç kullanımı denetim sorumluları ve ekibi oluşturulmalı, yapılan çalışmalar düzenli olarak sağlık bakanlığa rapor edilmelidir. Bu komite sadece gereksiz ilaç kullanımını değil gereksiz yapılan tetkiklerin ve filmlerin önlenmesi konusunda hasta ve yakınlarını bilinçlendirmeli bu konuda çözüm yolları üretmelidir. İlaç Takip Sistemi yanında Tetkik Takip Sistemi kurulmalı bu konuda bilgi işlem altyapısı en kısa zamanda kurulmalıdır.

7)İlaçların içerisindeki sayılar uygun dozlarda azaltılmalıdır. Küçük ambalajlarda ağrı kesiciler, mide ilaçları satılabilmelidir.

8)Az ilaç yazan hekimler ödüllendirilmeli her hekime aylık ve yıllık olarak yazdığı reçetelerin bedelleri Türkiye ortalaması ile kıyaslamalı olarak bildirilmelidir. Her hastaya aylık ve yıllık olarak kullandığı ilaç bedelleri ve sağlık için aldığı hizmetlerin bedelleri SMS-mektup yoluyla bildirilmelidir.

9)İlaç israfı konusunda hastalar, doktor, eczacılar, ilaç firmaları ve temsilcileri de sorumludur. İlaç firma temsilcileri ile hekimlerin bireysel ilişkileri kesilmelidir. İlaç firmalarının hekimler için  kongre finansmanı olması engellenmelidir bu konuda bakanlıkta oluşturulan bir fon vasıtasıyla ( firmaların bu fona katkısı sağlanmalıdır) hekimler tarafsız kurullar ve kura ile belirlenerek kongre, panel, sempozyum vb. faaliyetlere gönderilmelidir.

 

Op. Dr. Muzaffer YURTTAŞ

 


Yukar